MySpace Layouts

MySpace Layouts

blog layouts

blog layouts

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws     www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Glittery texts by bigoo.ws

karalama defteri - hayata dair - BlogcuMOUSE ATTACK



= "HAYATA DAİR"; = 150; = 1; function flash() {if (control == 1) {window.status=HAYATA DAİR; control=0;} else {window.status=""; control=1;} setTimeout("flash();",hiz);} // -->
hayata dair

Tanım

adım adım paylaşalım


lezzetler
BARANIM
karalama defteri
OKUDUKLARIM
iksirlerimiz
bebek gelisimi-bakimi
RESİM ATELYEM

Bağlantılarım

Son Yazılar

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* linkler

ARKADAŞLARIM
EEYC
pinkdreams
jamavu
denizsonmez01
ahmetdursun374

SİZDE Mİ BAŞKALARININ MASALINDA KONUK OYUNCUSUNUZ???

               Soluğumuzu tutarak merak ettiğimiz dizilerin sonunu merak ettiğimiz kadar kendi hayatımızın sonunu merak etmiyoruz . Ne yazık!!Kurgu hayatları konuştuğumuz kadar kendi hayatımızı konuşamıyoruz. Fikirler üretiyoruz, yalan kişilikler üzerine, hayal hayatların,hayal hikayelerin sonundan ürküyoruz, kendi hayatımızın geleceğinden korkmadığımız kadar! Başka hikayelere konuk oyuncu olmaktansa, neden kendi hikayemizin baş kahramanı olamıyoruz? Hiç düşündünüz mü?

                Kendi masalımızı neden yazgının ellerine teslim ediyoruz.Kendi aşkımızı, kendi başarımızı, kendi ailemizi bir film izler gibi dışarıdan izliyoruz. Korkuyor muyuz yoksa. Hani bazı sorular vardır, cevabını bildiğimiz halde soramayız kimselere. Kendimize bile soramadığımız sorularımız vardır bizim. Hamile olmaktan korkan bir kadının doktoruna" hamile miyim doktor?" sorusunu soraamaması gibi. Kötü giden bir ilişkide tarafların "evliliğimiz, ilişkimiz bitecek mi? " sorusunu kendilerine bile hatırlatmak istememesi gibi. Türk filmlerindeki kadar kolay mıdır, bir yakınımız için doktorumuza yönelttiğimiz" ölecek mi doktor "suali???

                   İnsanoğlu hep kaçmıştır kendinden, gerçeklerinden. Hayatını yönlendirememekten korkmuştur hep.Korktuğu başına gelince çareyi başka hayatları izlemekte bulmuştur. Komşunun kızını konuşmuştur, teyzesinin gelinini, dizideki adamı.......

                   İşte insanoğlunun en büyük yanılgısı!

                   Haydi beynimizi ele geçirelim, düşüncelerimizin yönetmenliğini yaparak, kendi masalımızı yapalım zaman kaybetmeden. Kendi masalımızın başrolünde oynayalım. Ne dersiniz??

 


Tarih: 08:11, 5/9/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (13) | Yorum yaz | Bağlantı

Gece yolculukları

      Your Banner

   Yolculuklar,ister istemez ayrılığı getirir beraberinde, bazen de unutulmaz kavuşmaları! Gece yolculuklarını oldum olası sevmemişimdir. Arada bir yanan ışıkların ya da gözleri kamaştıran araba farlarının ,yolların karanlığındaki esrarı çözdürmeme çabası hep başarıyla sonuçlanır.

         Siyaha bürünen yol ,tüm hızıyla ayaklarımın altından kayar, gider. Kalbim korkuyla çarparken, dalıveririm sessiz rüyalara. Gözlerimi, sigara dumanından sararmış perdelerin süslediği herhangibir dinlenme tesisinde açarım. Tüm gözlerin bana çevrilmesine rağmen rahatsız olmam nedense. Kendimi hiç olmadığım kadar güvende hissederim, onca tehlikenin arasında. Çok mu cesurum, yoksa korkumu belli etmediğimden mi bilmem. Kim bilebilir ki, gecenin bile uğramadığı bu istasyon köşesinde.

           Arasalar da bulamazlar ki gecenin sinsiliğine sığınan bendeki beni!!  Eee ne demiş şair:

"Gökyüzünde aramayın beni

Ben haremde bir yıldızım

Aldanmayın kahkahama, şıkırtıma

Ah, ben yapayalnız ,zavallı bir kızım"


Tarih: 10:33, 4/9/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Mutluluğun frekansı

            sitem10015yalan * 527 x 357 * (12KB) 

 Monoton olmayı istemedim hiç. Ama beni de ittiler diğerlerinin düştüğü nehire. Su durmadan akıyordu. Diğerleri nehirde buldukları dala tutunuyorlar, geriye yüzmeye çalışıyorlar, nafile. Ben bıraktım kendimi. "Siz de gelin " dedim,gelmediler."Bu nehir bir gün denize, okyanuslara açılacak" dedim, dinlemediler beni. Onları bilmem ama bana okyanuslar göründü.Hissediyorum,mutluluklar çok yakın.Ya mutluluk neydi ki? Sevmek mi, sevilmek mi,yalnızlık mı,doğallık mı? Savaşmak mı, boyun eğmek mi? Tarifi var mı? Kimbilir... Mutluluk yok mu, yoksa çok mu fazla? Geçmişin disketini kırmak, yeni, temiz bir disk hazırlamak mı?

             Hani kulağımız belli frekansalar dışındaki sesleri işitmez ya; kalbimiz de öyle sanırım.Belli frekansların dışındaki mutluluğu kavrayamıyor.Mutluluğun en yüksek frekansı da ağlamak...Hiç mutluluktan ağladınız mı hıçkıra hıçkıra? Başını ellerinin arasına alıp ağlamaya benzemez bu. Ağlarken gülmek ya da güldüğünü sanarken ağlamak gibi! İşte o en yüksek frekansıdır mutluluğun. Biliyorum onun yukarısı yoktu, yokluktu....

 


Tarih: 15:02, 3/9/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Zum Bild in Originalgröße hier klicken...


Tarih: 11:44, 2/9/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<font color=red>HAYAL KIRIKLIKLARIMIZ</font>

                       Hayal kırıklıkları insanı nereye sürükler? Olgunlaştırır mı, kızdırır mı,bunalıma mı iter, pes mi ettirir?Hayal kırıklıklarıyla çok küçük yaşlarda tanışırız,çok yazık!!Annemizin, babamızın bizi takdir etmemesiyle başlar,yaptığımız bir davranışta destek bulamamakla,suçlanmakla, kıyaslanmakla başlar. Bu yüzden hayal kırıklıklarının temeli çok güçlüdür.

                Ya okul yıllarımız?? Okul yıllarında; öğretmenleri ve velisi tarafından hep takdir edilen, hep iyi notlar alan, bir kez olsun hayal kırıklığına uğramayanınız var mı?? Okul yıllarında, arkadaşlarımızdan da darbeler yemedik mi zaman zaman? "Sen demi arkadaş!!"dedirten arkadaşınız olmadı mı?

                  Küçücük yüreğimizin aşkla kanat çırptığı yıllarda,uçuverecem sanırken, yere çakıldığınız olmadı mı??Ve yetişkinliğimizi gözden geçirelim. Evliliğiniz,yetiştirdiğiniz çocuklar,idealleriniz, kariyeriniz,malınız, mülkünüz, dostlarınız... Hepsi yerli yerinde mi?Hayatınızın puzzle(yap-boz)ını tamamlayabildiniz mi?

                    Peki siz hayal kırıklıklarını kendine basamak yaparak olgunlaşan,deneyim olarak gören tarafta mısınız; yoksa başını taştan taşa vurup,hayatı kendinize zindan eden tarafta mı???

 HAYDİ PAYLAŞIN, SİZ HAYALLERİNİZİN NERESİNDESİNİZ?


Tarih: 22:06, 3/4/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

<font color=blue>GİDEN GİTTİ!!!</font>

                      Papatya tarlalarının yalnızlığını yaşarken karşıladım geceyi! Uykusuz gecenin ilerlemiş bir saati. Yan komşunun kapısına bir at arabası yanaşmış. Tabureler, siniler bir bir, aheste aheste yüklenmekte. İçim ürperdi bir anda. Alt komşunun kapısını çaldım defalarca, kimse çıkmadı. Uyku derin, rüyalar ateşli, gece oyun oynamata yine...

                      Gece bekledi, ben bekledim, hırsızlar çalıştı.Sonra umursamaz bir edayla çekip gittiler, geceyi sızlatan at nalları eşliğinde." Durun" sözcüğü boğazımda bir yerde düğümlenip kaldı. Korktum. Tek çare yine sabahı beklemekti. Beklemesen ne fayda, giden gitti!

                        Bir an beynim sızladı. Ya sen hangi gece gelmiştin yüreğimi sökmeye. Sende mi at arabasına yüklemiştin parçalarımı! Kimse görmedi mi gidereken???

                                                                                                            kasım2000 anısına


Tarih: 07:53, 31/3/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

LİSE YILLARIM ,sıra arkadaşım(a)

                Right click to save this image (IE5 use SaveTargetAs)

  Hiç iddialı bir kız değildim o zamanlar.Gelişigüzel toplanmış saçlarım, belimden düşecek sandığım pileli eteğimle okul koridorlarında salınırken, farkedilmezliğin, gizliliğin ifadesiydi kahkahalarım.Yüreğimin en kalabalık olduğu zamanlarmış,kendimi en yalnız hissettiğim yıllar!

                  En azından tüm okula bedel bir sıra arkadaşım vardı gözleri duman duman.Benim mutluluklarım onun hüzünlerini tamamlardı,onunkilerse benimkileri... Pembe değildi bizim hayallerimiz. güneş kızılıydı! Isıtırdı içimizi, bazen de yakar, acıtırdı. Özür dilemeyi bilen çocuk görüntülerinin altında olgun bir kalp taşıyan, kocaman tahta sıralarda dert ortağı olan liseli kızlardık. Şimdi ,soğuk ve uzak şehirler var aramızda.

                   Senin belirsiz şeyleri sevmediğini bilen birisinin, sürekli hayatına belirsizlikler soktuğuna inanırdın. Üniversite sınavına hazırlanırken en büyük korkumuz, farklı yerlere yerleştirilmemizdi. Kızıl hayallerimizi araladığımızda ,ikimizin paylaştığı küçük bir ev vardı ki, kapıları"giz"den örülü.

O kapıları hiç bulamadık.

                      Yaşamımın yön değiştirdiğini,gittiğim kuzey şehrinde anlayacaktım. Gideceğim gün herkesle vedalaşmaya çalışıyordum.En uzun zamanımı sana adamayı düşlerken, zamanın yanılgısını öğrendim.Kapıdan ayrılırken,gözyaşlarımız birbirine karışıyordu.Ayaklarım kilitlenmişti sana, kıpırdayamıyordum. O yaşlar hala kurumadı. Yanılsama bu. Hala sizin evin merdivenlerinde oturuyorum o liseli kızla. Her gün beni görmeden neşeyle iniyorsun o merdivenden.


Tarih: 20:36, 14/3/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

           KUZEY KENTİ( AMASYA)

   Bu şehirde daha önce yaşamışım sanki!! Bu şehri daha önce yaşamışım.Oesrarlı yalıların,asırları kana kana içen dağların görüntüsünün nehire aktığı saatlerde gizlemişim hayatı yeşil sulara... Denizleri sığdırmışım bu nehire, karanlıkla boğuşan yakamozları gördüğüm vakit.Bir de seni sığdırmışım. Öyle gizlemişim ki , değil başkaları, ben bile bulamadım. Aramıyorum da artık.Kendimi bile bulamıyorum ki!

               Sanki her yeni günle ben de yeniden doğuyorum. Bedenimden öte ,her sabah doğan ruhum, güneş kavuşana dek büyüyor, büyüyor. Ve gecenin herhangibir saatiyle henüz çocuk ruhum uyuyup gidiyor, yerine yeni birinin geleceğini bilmeksizin...Bu hep böyle. Onun için ruhum hiç büyüyemiyor benim,hep çocuk kalıyor. Sabahın mahmurluğunda bir bebek olarak başlıyor güne. Çocuk duygularıyla yitiyor. İşte o yüzden bazı geceler hiç uyumak istemem ben.Uyursam yine yiteceğimi düşünürüm.Oysa başlangıçlar zordur hep. Sona uzak, vuslata uzak, acıya yakın!!. Nesiller boyu süregelen gül örneğinin tekrarlanması gibi...

"Bir gül görürsün,düşe kalka varırsın bahçeye. Bir gülü kavrarsın.Dikenlerin ellerine saplanmasına rağmen koparırsın onu. Bir de bakarsın ki bütün yaprakları dökülmüş. O gül artık YOKTUR"

              


Tarih: 14:49, 14/3/2006 Kategori: karalama defteri
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->


Cursors