Tanım
adım adım paylaşalım
lezzetler
BARANIM
karalama defteri
OKUDUKLARIM
iksirlerimiz
bebek gelisimi-bakimi
RESİM ATELYEM
BağlantılarımSon Yazılar
*
*
*
*
*
ARKADAŞLARIM
EEYC
pinkdreams
jamavu
denizsonmez01
ahmetdursun374
|
SİZDE Mİ BAŞKALARININ MASALINDA KONUK OYUNCUSUNUZ???
Soluğumuzu tutarak merak ettiğimiz dizilerin sonunu merak ettiğimiz kadar kendi hayatımızın sonunu merak etmiyoruz . Ne yazık!!Kurgu hayatları konuştuğumuz kadar kendi hayatımızı konuşamıyoruz. Fikirler üretiyoruz, yalan kişilikler üzerine, hayal hayatların,hayal hikayelerin sonundan ürküyoruz, kendi hayatımızın geleceğinden korkmadığımız kadar! Başka hikayelere konuk oyuncu olmaktansa, neden kendi hikayemizin baş kahramanı olamıyoruz? Hiç düşündünüz mü?
Kendi masalımızı neden yazgının ellerine teslim ediyoruz.Kendi aşkımızı, kendi başarımızı, kendi ailemizi bir film izler gibi dışarıdan izliyoruz. Korkuyor muyuz yoksa. Hani bazı sorular vardır, cevabını bildiğimiz halde soramayız kimselere. Kendimize bile soramadığımız sorularımız vardır bizim. Hamile olmaktan korkan bir kadının doktoruna" hamile miyim doktor?" sorusunu soraamaması gibi. Kötü giden bir ilişkide tarafların "evliliğimiz, ilişkimiz bitecek mi? " sorusunu kendilerine bile hatırlatmak istememesi gibi. Türk filmlerindeki kadar kolay mıdır, bir yakınımız için doktorumuza yönelttiğimiz" ölecek mi doktor "suali???
İnsanoğlu hep kaçmıştır kendinden, gerçeklerinden. Hayatını yönlendirememekten korkmuştur hep.Korktuğu başına gelince çareyi başka hayatları izlemekte bulmuştur. Komşunun kızını konuşmuştur, teyzesinin gelinini, dizideki adamı.......
İşte insanoğlunun en büyük yanılgısı!
Haydi beynimizi ele geçirelim, düşüncelerimizin yönetmenliğini yaparak, kendi masalımızı yapalım zaman kaybetmeden. Kendi masalımızın başrolünde oynayalım. Ne dersiniz??
|
Tarih: 08:11, 5/9/2006 Kategori: karalama defteri |
Yorum (13) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Gece yolculukları


Yolculuklar,ister istemez ayrılığı getirir beraberinde, bazen de unutulmaz kavuşmaları! Gece yolculuklarını oldum olası sevmemişimdir. Arada bir yanan ışıkların ya da gözleri kamaştıran araba farlarının ,yolların karanlığındaki esrarı çözdürmeme çabası hep başarıyla sonuçlanır.
Siyaha bürünen yol ,tüm hızıyla ayaklarımın altından kayar, gider. Kalbim korkuyla çarparken, dalıveririm sessiz rüyalara. Gözlerimi, sigara dumanından sararmış perdelerin süslediği herhangibir dinlenme tesisinde açarım. Tüm gözlerin bana çevrilmesine rağmen rahatsız olmam nedense. Kendimi hiç olmadığım kadar güvende hissederim, onca tehlikenin arasında. Çok mu cesurum, yoksa korkumu belli etmediğimden mi bilmem. Kim bilebilir ki, gecenin bile uğramadığı bu istasyon köşesinde.
Arasalar da bulamazlar ki gecenin sinsiliğine sığınan bendeki beni!! Eee ne demiş şair:
"Gökyüzünde aramayın beni
Ben haremde bir yıldızım
Aldanmayın kahkahama, şıkırtıma
Ah, ben yapayalnız ,zavallı bir kızım"
|
Tarih: 10:33, 4/9/2006 Kategori: karalama defteri |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Mutluluğun frekansı
Monoton olmayı istemedim hiç. Ama beni de ittiler diğerlerinin düştüğü nehire. Su durmadan akıyordu. Diğerleri nehirde buldukları dala tutunuyorlar, geriye yüzmeye çalışıyorlar, nafile. Ben bıraktım kendimi. "Siz de gelin " dedim,gelmediler."Bu nehir bir gün denize, okyanuslara açılacak" dedim, dinlemediler beni. Onları bilmem ama bana okyanuslar göründü.Hissediyorum,mutluluklar çok yakın.Ya mutluluk neydi ki? Sevmek mi, sevilmek mi,yalnızlık mı,doğallık mı? Savaşmak mı, boyun eğmek mi? Tarifi var mı? Kimbilir... Mutluluk yok mu, yoksa çok mu fazla? Geçmişin disketini kırmak, yeni, temiz bir disk hazırlamak mı?
Hani kulağımız belli frekansalar dışındaki sesleri işitmez ya; kalbimiz de öyle sanırım.Belli frekansların dışındaki mutluluğu kavrayamıyor.Mutluluğun en yüksek frekansı da ağlamak...Hiç mutluluktan ağladınız mı hıçkıra hıçkıra? Başını ellerinin arasına alıp ağlamaya benzemez bu. Ağlarken gülmek ya da güldüğünü sanarken ağlamak gibi! İşte o en yüksek frekansıdır mutluluğun. Biliyorum onun yukarısı yoktu, yokluktu....
|
Tarih: 15:02, 3/9/2006 Kategori: karalama defteri |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
baranım tatilde
Baranım ilk tatiline çıktı. 15 aydır tanımaya çalıştığı yeni dünyasında hafızasına yeni şeyler ekledi.
Denizle tanıştı! Suyun mucizevi hareketlerine,bolluğuna,tuzunun yakıcılığına tanık oldu. Denizi,teninde,kokusunu taaa yüreğinde hissetti. Kumlarla oynadı,anlam veremedi belki ama özgürlüğü yaşadı.Yaşadığımız şehirden başka şehirler olduğunu anladı. Konaklanan otel odalarında evimizi özledi,oyuncaklarını özledi. özlemeyi anladı.
Baranım gün be gün büyüyor. Hayatında hep özgür,mutlu,hep yeni deneyimler dilerim baranım.
yeknesaklıktan uzak,heyecanlı,kendini tekrarlamadan uzuuuun bir ömür dilerim. |
Tarih: 19:18, 24/8/2006 Kategori: BARANIM |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SERGİYE HAZIRLIK
Resim nedir? sorusuna cevap arıyorum şimdilerde.
Resim bir objeyi fotoğraf gibi gerçekçi çizmek midir?
Resim, objenin çizim olduğunu hissettirmek mi??
Resim;içinden geldiği gibi davranıp,ruhunu tuale teslim etmek mi??
Resim;renklerin bir oyunu mu yoksa??
Bu sorularla kafam meşgulken resme geri döndüm. Yakın bir ideal belirledim kendime. Ama acemi,ama taklit, ama estetik,ama çirkin,yalnız kendime özgü fırça darbelerimle resimler hazırlayıp, bir sergi açmaya karar verdim. Resimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sizce umut var mı?? |
Tarih: 15:11, 5/7/2006 Kategori: resim atelyem |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|